'BUGÜN SUSMAK…'

'BUGÜN SUSMAK…'

Osmaneli Deva Partisi İlçe Başkanı Mehmet Pesen, Kahramanmaraş'ta gerçekleşen deprem ile ilgili açıklama yaptı.

A+A-

Osmaneli Deva Partisi İlçe Başkanı Mehmet Pesen, Kahramanmaraş'ta gerçekleşen deprem ile ilgili açıklama yaptı.
Başkan Pesen; "Yüce gönüllü, cesur yürekli Aziz Milletim;   Hep devletinin, milletinin yanındasın, onunlasın.
Devleti bu zor günde bile kendi siyasi çıkarına kullanmak için fırsat kollayanlara aldırma! En yıkıcı deprem Ahlâki depremdir. Ya yardım  eden olun. Ya yardımı yönlendiren olun. Depremlerden siyasetiniz ve erkinizi korumak adına çıkar sağlamak isteyen Siyasetçiler; Yalan haberler yapan medya; SİZİN  YAĞMACILARDAN HIRSIZLARDAN HİÇBİR FARKINIZ YOK.

Partileriniz, siyasi hırsınız, toplumla ,bu  necip milletle  ve devletle hesaplaşmalarınız batsın! Utanmadan deftere yazıyoruz bunları demek bu acı günde bile  korku imparatorluğu yaratmaktır. Milletin acısını bile gücünüzün devamı için fırsata çevirme hevesinizi, Yardım kampanyasında kamu Bankalarının, merkez bankasının, kamuya bağışlarını ballandıra ballandıra yapmasını, İNSANÎ DUYGULARLA anlamak imkansız.. Yapılan her türlü olumlu veya olumsuz eleştiriyi vatan hainliği ile suçlama adetini bırakmayanlar: Şimdi size “sizin sözlerinizle” cevap vermek istiyorum. KAHRAMANMARAŞ merkezli iki depremin oluş tarihi ile bu yazının yazılış tarihi arasındaki 23 yıl 5Ay 14 gün farkla sanki günümüzü anlatan YENİ ŞAFAK gazetesi yazarı ÖMER ÇELİK ile anlatalım.
BUGÜN SUSMAK….
Depremin ilk saatlerinde ortada olmayan "devletlu" zevat, aradan saatler geçtikten sonra her köşe Başından başlarını uzatıyor. İş yapmak adına bildikleri tek şey, açıklama yapmayı kesintisiz bir biçimde sürdürmek.
Yapılan işlerin ne kadar beceriksizce yapıldığını tesbit edenlere görünürde kırgınlık ifade eden "yetkililer," el altından da gözdağı veren bir tutumu, devletin âli menfaatlerini korumanın tek göstergesi gibi Sunmanın gayreti içindeler. Oysa tek âli toplumun hayat hakkını korumak olan devlet, tam bir şaşkınlık içine düşerek  toplumu büyük bir felaketle başbaşa bıraktı. Kırılan gururunu tamir etmek kaygısından arta kalan kırıntıları enkaz kaldırma ve kurtarma faaliyetlerine dönüştürmeye çalıştığında ise iş işten çoktan geçmişti...
Devletin bütün imkanlarıyla ve başarıyla olaya müdahale ettiğini söyleyen Başbakan, depremin ilk saatlerinde kendi bakanlarına bile telefonla ulaşamadığını söyleyerek yetkililere radyo ve televizyon aracılığıyla talimat vermeye çalışıyordu.. Kendisine en çok ihtiyaç duyulduğu anda "kamu otoritesi" kapsama alanı dışına çıkmış ve yetkililer, pili bitmiş bir uzaktan kumanda aletine dönüşmüştü. Apaçık ortada olan ve karşılıkları can kaybıyla, Türkiye''nin en az yirmi yılına mal olacak mal kaybıyla ödenen ihmalleri ve beceriksizlikleri dile getirenleri "şaibeli" duruma düşürmeye çalışmaktan başka bir gayreti hâlâ görünmüyor resmi sözcülerin. Kendi sorumluluğunu örtbas etmek isteyen devlet erki hâlâ meseleyi mümkün olduğunca sümen altı etmeye harcıyor enerjisini.
Sanki ortadaki tek sorun, milletin başbaşa kaldığı yıkımın bir ucundan devlet kurumlarına da bulaşmış olması. Sanki sadece halkın oturduğu binalar yıkılsa ve sarsılmaz bir kudret ve eleştirilmez bir erk kaynağı gibi görünmeyi seven devlet bu felaket karşısında yara almamış olsaydı, mesele kalmayacaktı. Milleti himaye edilmeye ve yol gösterilmeye muhtaç bir topluluk olarak gören devletçi bakışın rahatsız olduğu konu, aslında gerçekten neyin nasıl yapılması gerektiği konusunda yol gösterilmeye muhtaç olanın devlet olduğunun ortaya çıkmış olması sanki. Yoksa insanların canları niye kurtarılmadı diye kamu otoritesini eleştirenlere ya da canları kurtarılma ihtimali olanlara bir an evvel ulaşılması için seslerini yükseltenlere bu derece şiddetle karşılık verilmesinin ne anlamı olabilir?
Bu depremle birlikte ortaya çıkan mekanizmalar ve ilişkiler meselenin sandığımızdan daha vahim olduğunu ortaya çıkardı. Uzun zamandır normal hayatı olağanüstüleştirerek yaşamayı kanıksadığımız için, belli ki, içine düştüğümüz kıskacın vahametini algılamakta zaafa düşmüşüz. Çok basit ama bir o kadar da acı olan şu: Türkiye yönetilemiyor. Ve, yönetemeyen, yönetmesi mümkün olmayan bir mekanizmanın yönetiyormuş gibi yapması binlerce cana mal oluyor. Eğer bugün birilerin fiyakası bozulmasın diye söylenmesi gerekenlerin "milli birlik ve beraberlik" nutuklarının altında ezilmesine göz yumarsak; bugün susarsak, bu çarpık mekanizma yüzünden yüzlerce insanın ebediyen susmasına ortak olmuş olacağız.
https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celik/bugun-susmak-43517
Bugün susmak; 18.02.2023 tarihi itibariyle susturduğumuz 38.044 kişi gibi daha on binlercesini gelecekte Ebediyen susturmaktır. Susmayacağız .Sorularımızı soracağız. Çünkü deprem ne kadar takdiri ilahi ise; sonuçları takdiri siyasidir.
DEPREM BÖLGESİNDE İŞİN  GELDİĞİ NOKTADA TATBİKATTAN ÖTEYE GİDEMEDİĞİNİZİ GÖRÜYORUZ..
Yoksa tabiî ki de Akud personeli ,Afad personeli,Ahbap vb gönüllüler,sivil insiyatifler,siyasi partiler enkaz alanında Herkes canla başla mücadele milletçe mücadelesini veriyor. Bu da bizim göğsümüzü  kabartıyor. Fakat bizim itirazımız buna siyaset konuşmanın tam zamanı aslında zamanı bu gündür dememizin sebebi şu: AFAD 2012 2023 yıllarını kapsayan bir eylem planı hazırlamıştı.”
ULUSAL DEPREM STARTEJİSİ VE EYLEM PLANI”bunları tamamladınız mı ? Tamamlamadınız mı?
Afad ın başka bir çalışması var.2022 performans programı.Bu proğramda 1789 tane arama kurtarma personelimiz var diyor.Afete müdahale edebilecek personel sayısı yeterli göründümü.?Yoksa yetersiz görüldüğü öngörülmesine rağmen takviye yapılmadı mı?
AFAD IN 9-10-11 EKİM 2019 tarihinde Kahramanmaraş merkezli bir deprem senaryosu tatbikatı yaptığını biliyoruz. Tatbikatta görülen eksiklikler nelerdi? Tatbikat raporu neden ortalarda yok? Eksikler tesbit edildiyse neden bu güne kadar giderilmedi?Depremin olduğu bölge ve yakınındaki AFAD LOJİSTİK DEPOLARI VARDI .Bu depolarda depremden önce kaç tane çadır ,kaç tane çadır içi malzeme vardı? Bu malzemeler neden bölgeye derhal ulaştırılamadı?Malzeme eksikliği nedeniyle mi yoksa lojistik planlama yapılmadığı için mi? Neden ilk 48 saatte sistem adeta felç oldu?
Neden bu koordinasyonsuzluk? Bunlar biliniyordu. Bunlar yapıldı. Elde bu çalışmalar var. Niye
Hazırlık yapılmadı?: Niye boşverdiniz? Niye ötekilediniz tatbikat sonuçlarını? Niye imar afları çıkardınız?
Niye rantı öncelediniz? Yani niye bu işlerin dönüşümü olmadı? Gibi konularla alakalı  tabiki de sorularımızı soracağız.
Çünkü  Ortada büyük bir yıkım var. Artı on binlerce can kaybından bahsediyoruz.
Rabbim Aklî melekelerimizin enkazında bırakmasın bizleri. " dedi.
 


Bu haber toplam 7567 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum