MEHMET ERDEM

MEHMET ERDEM

KUSURA BAKMAYIN ABİLER

A+A-

Yüz yıllar boyunca dünyaya medeniyeti götürmüş olan bir Türk Milletine, son zamanlarda bir şeyler oldu. Son zamanlar dediğim, 40 50 yıllık bir zaman dilimi.

Avrupa Engizisyon mahkemelerinde insanları acımasızca katlederken, bizler Adaleti dünyaya hâkim kılmak için savaş vermişiz. Fransız’ı, İngiliz’i, Alman’ı tuvaleti bilmezken, bizler “Temizlik İmandandır” diyerek, tuvaleti, hamamı onlara öğretmişiz. Avrupalı güçlünün yanında yer alırken, bizler haklının yanında yer almayı, Hakk’a karşı bir görev addetmişiz. Atalarımızın, dedelerimizin yüzlerce yıl üç kıtada hüküm sürmesi boşun değilmiş. Türk’lüğün Töresi, İslam’ın ahlak ve medeniyetini hem kendimiz yaşamış, hem de diğer milletlere örnek olmuşuz. Türk’ün hâkimiyeti altındaki milletler, yüz yıllarca, barış ve kardeşlik içerisinde yaşamış, huzur dolu yıllar geçirmiş.

Biz böyle değilmişiz, ne oldu ki bize bugün acayip bir toplum olduk. Türk’lüğün töresini, İslam’ın bizlere kazandırdığı ahlak ve fazileti unuttuk. Etrafımıza baktığımızda, dün dedelerimizin yaşayışı ile bugün bizlerin yaşayışı arasında milyon farklar olduğunu görüyoruz. Biz neyi unuttuk? biz nelerden uzaklaştık? Gençliğimiz perişan vaziyette. İnternetin peşine takılmış giden, Avrupalının ne kadar kötü huyu varsa kendine tatbik etmeye çalışan bir gençlik. Uyuşturucu çok küçük yaşlara kadar inmiş. Kafa hapları, leblebiden daha ucuza sokaklarda, okul bahçelerinde satılır hale gelmiş. Sokaklarda, arsalarda, haptan uyuşmuş, kendinden geçmiş sözüm ona geleceğimizi emanet edeceğimiz bir gençlik. Bu gençliğe mi emanet edilecek bu ülke, bu vatan. Allah korusun.

Geçtiğimiz aylarda yazmış olduğum bir köşe yazısında, “DEĞERLER EĞİTİMİ Mİ?  NE DERLER EĞİTİMİ Mİ? Diye sormuştum. Maalesef şu anda görünen o ki, biz Devlet olarak da, Millet olarak da Eğitimden uzaklaşmışız. Değerler eğitimi yerine, Ne Derler Eğitimi ile çocuklarımızı yetiştirir hale gelmişiz. Dedim ya 40-50 yıllık bir zaman süreci. Kırk elli yıl önce dünyaya gelenler, bugün anne-baba-dede ve nine oldular. Kendileri de bu “Ne Derler Eğitimi” ile yetiştiklerinden, çocuklarını ve torunlarını da aynı yetiştiriyorlar ki, bugün bu haldeyiz. Geçtiğimiz günlerde Bilecik’ten Osmaneli’ye gelirken, otobüse 4 üniversite öğrencisi kız bindi. İnanın onların otobüsün içindeki konuşmalarından ben utandım. Hatta bir tanesi, “Otobüste otururken, bir yaşlı binince kalkmamak için uyuyor numarası yapıyorum” diye arkadaşına kendini anlatıyordu. En basiti değil mi? Geçtiğimiz aylarda Atatürk Ortaokulunun duvarlarındaki yazıları gündeme getirmiştik. Okul idaresi yazıları boya ile kapattı. O duvara ertesi gün yine birileri, “Abi Yeni Boyamışsınız ama Kusura Bakma” diye kocaman kocaman çirkin yazılar yazdılar. Kabahat bu yazıları yazanlar da mı? Ailesinde mi? Yoksa onu “Ne Derler Eğitimi” ile eğiten adı Milli olan Eğitim sistemimizde mi? Osmaneli’nin tam merkezinde ki mezarlığın duvarlarına bir bakınız Allah aşkına. Belediye ne yapsın, Polis ne yapsın. Her duvara, her parka, her masanın başına bir Polis veya Zabıta dikecek hal yok ki.

Sonuç olarak; Dünyaya geliş nedenini, dünyadaki yaşamının amacını unutmuş, Milliyetinden-Dininden uzaklaşmış, örfünü, âdetini, töresini, ahlaki kurallarını bilmeyen bir nesil ile hedeflenen 2023-2073’e nasıl varılacak çok merak ediyorum. Allah sonumuzu hayır eylesin. Allah gelecekte bu Devleti, Bu Milleti yönetecek olan bugünün gençliğine hidayet ihsan eylesin. Değerler Eğitimine dönmeden, Ne Derler Eğitimi ile yola devam edilirse, Allah bile bu milletin yüzüne bakmaz. Kusura bakmayın ama Abi’ler, bırakın 2073’ü, 2023’ü bile zor görürüz.

Yarınlarımızın, bugünümüzden daha iyi olması dileklerimle.

Hoşça Kalın, Dostça Kalın.  

Bu yazı toplam 1290 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.