• Bilecik26 °C

SERKAN KARYAĞDI / Ziraat Mühendisi

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
SERKAN KARYAĞDI / Ziraat Mühendisi

SU - 1

08 Haziran 2017 Perşembe 16:39

 

                Bir yer düşünün, su şebekesi 3 hat; Ana renkler olsun, “sarı”, “kırmızı”, “yeşil”. “Yeşil Hat” içme kalitesinde su, “Sarı Hat” endüstriyel tüketim, “Kırmızı Hat” günlük tüketim. Büyük yatırımlar gerektiren bu su ağının kaynağı da, yağmur suları, denizler ve akarsular olsun. Hatta endüstriyel kullanım amaçlı su için kaynaklardan birisi de kanalizasyonlar olsun. Her yerleşim bölgesinde yarı geçirgen membranlarda su depolansın ki uzayan yaz aylarında canlılar(!) susuz kalmasın. Yeşil Hat insan ve Hayvanların kullanımına, Sarı Hat Tarım ve Sanayi kullanımına, Kırmızı Hat uygun olan her alanda tüketime uygun olsun. “SU” başlığıyla bir yazı dizisi (üçleme) oluşturup beğeninize sunacağım.

                “Su Savaşları” başladı. Komplo teorisi diyeceğiniz bir öngörüm var, lütfen yazı dizisini dikkatle okuduktan sonra kararı siz verin. Sürdürülebilir enerji üzerine yapılan araştırmalar insanlığı öyle bir noktaya getirdi ki 50 yıl sonra katı yakıt (kömür) ve fosil yakıt (petrol, doğalgaz) tarihe karışıyor. Rüzgarve Güneşin ve hatta Nükleer Reaktörlerin sağladığı bedavadan biraz pahalı enerji kaynakları petrolü kömürü müzelik yapacak. Son 4 yıldır petrolün fiyat hareketlerini izleyin, sağlamasını yapmış oluruz. Endüstri 5.0, bilgi ve teknoloji sayesinde “Enerji Üretimi”nde çağ atlayacağız. Peki petrol, doğalgaz kullanımı bitecekse, enerji rüzgar, güneş ve atomla çok ucuza üretilecekse HES’ler ne oluyor? Ortadoğu’da “Petrol Çılgınlığı” neden?

                Mesele SU; 2011 yılında yapılmış bir yüksek lisans tezinin makalesinden alıntı yapıyorum: Türkiye’de yıllık ortalama yağış 643 m3 olup, bu miktar yılda ortalama 501 milyar m3 suya denk gelir. Bu suyun 274 milyar m3’ü toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşma ve terleme yoluyla atmosfere geri döner, 69 milyar m3’lük kısmı yeraltı suyunu besler, 158 milyar m3’lük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla göllere ve denizlere boşalır. Yeraltı suyunu besleyen 69 milyar m3’lük suyun 28 milyar m3’ü akarsular vasıtasıyla yüzeysel su varlıklarına katılır. Ayrıca, Meriç ve Asi nehirleri gibi komşu ülkelerden ülkemize sınır aşan sular olarak gelen yılda ortalama 7 milyar m3 su bulunmaktadır. Böylece, Türkiye’nin yıllık brüt yüzeysel su potansiyeli 193 milyar m3 olur. Fakat günümüzün teknik ve ekonomik şartlarında bu suyun 112 milyar m3’ü kullanılabilir.

                Türkiye’nin yıllık su akış miktarının yaklaşık yarısı 26 su havzasından beşinde (Fırat, Dicle, Doğu Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Antalya) bulunur. Bu beş havzanın dışındaki 21 havza toplam su akışının geri kalan yarısını paylaşır. Suyun dağılımındaki bu dengesizlik, havzaların hizmet ettiği nüfus miktarlarının değişkenliği ile daha da derinleşir. Örneğin Türkiye nüfusunun %28’inin yaşadığı Marmara Havzası, toplam akışın sadece %4’üne sahiptir. Benzer şekilde Sakarya, Büyük Menderes, Ergene gibi havzalarda akış miktarı ve hizmet edilen nüfus arasında belirgin farklılıklar görülür.       

                Günümüzde Çoruh, Ergene, Batı Akdeniz, Aras Havzaları “yeterli suya” sahipken, Susurluk, Gediz, Büyük Menderes, Batı-Orta Karadeniz, Seyhan, Ceyhan Havzaları “su stresi”, Sakarya Havzası “su kıtlığı”, Marmara ve Küçük Menderes Havzaları ise “mutlak su kıtlığı” çekiyor.(Karşılı. C. 2011. Türkiye’nin Su Havzalarında Kişi Başına Düşen Su Miktarının Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Analizi. Anakara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi. Ankara)

                Tamam! Taşlar yerine oturuyor. Fırat-Dicle havzasının akışı makalede geçmiyor, zaten o hesap bence vaktiyle zaten yapıldı. Yıl 2017 Türkiye nüfusunun yaklaşık %30’u Marmara bölgesinde yaşıyor. Sakarya havzası “su kıtlığı”, Marmara ve Küçük Menderes havzası “Mutlak Su Kıtlığı” çekiyor. Fırat ve Dicle havzası buraların yanında tabiri caizse şelale değil de nedir? Peki bu durumda Emperyalizmin gerçek hedefi Petrol mü, yoksa SU’mu?

                Türkiye’deki özellikle Marmara Bölgesindeki HES’ler gelecek 20 yılın “SU Defineleri”dir. İlk paragrafta ütopya gibi görünen “Su Projeleri”ne mecbur bırakılacağımız günler gelecek ve bize çok yüksek bedellere mal olacaktır. HES’ler, hidroelektrik enerji üretimlerinden daha fazlasını halka su satmakla kazanacaklarından, bahsettiğim yarı geçirgen membranlar için su kaynağı vazifesi göreceklerdir. Öyle anlıyorum ki, son dönemde Güçlü ülkemize ağır bir asimetrik savaş açılmış Ekonomi, Gıda ve Su üzerine büyük oyunlarla karşı karşıyayız. Aynı başlıkla yazacağım bundan sonraki 2 yazıda da çarpıcı bilgiler var. Hayırlı Cumalar

 

 

 

Bu yazı toplam 704 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
2. MANŞET
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Osmaneli Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 228 461 54 65 | Haber Yazılımı: CM Bilişim