MEHMET ERDEM

MEHMET ERDEM

BİZİM MAHALLENİN İMAMI...! 

A+A-

“Bizim mahallenin bir cami imamı var. Öyle bildiğiniz imamlardan değil...
Bizim imam da her Cuma günü cematten yardım toplar. Ama öyle camiye yardım adı altında toplamaz. Camiye her gelen elinden geldiğince yardımda bulunmaya çalışır. Hatta namaza gelmeyenler bile namaza gidenlerle para gönderir.
Toplanan para her hafta oluşturulan fonda toplanır ve cami girişinde ilan edilir. Her yıl Ekim ayında toplanan paralarla fidan alınır. Bu fidanlar alınırken de, çevredeki fidancılarla sıkı pazarlıklar yapılır. Bir amme hizmeti yapıldığı için fidancılar da kâr gütmez ve çok uygun fiyattan fidan verirler.
Sonra belediye ile görüşülür. Belediye, fidan dikiminde gönüllü olanlar için otobüs tahsis eder, ayrıca alınan fidanları dikim alanına nakleder... Mahalleli bu iyilik hareketinde yer almak için birbiriyle yarışır. Dikime o kadar çok kişi gider ki, fidan dikim günleri bir panayır gibi olur. İnsanlar evlerinden börekler, kekler, sarmalar getirir. Herkes birbirine ikramda bulunur. Mahallenin tüm renklerini orada görürsünüz. Kimse kimseyi giyimi kuşamı, inancı nedeniyle ötekileştirmez.
Mahallemizin üstündeki kel tepe, 10 yıl aradan sonra şimdi bir orman oldu...  Mahalleli o tepeye doğru bakarken haklı bir gurur yaşıyor... Şimdi belediye yeni bir alan gösterdi, herkes heyecanla o alana fidan dikecekleri günü bekliyor...
Dedim ya, bizim imam başka imam!
Göreve başladığında caminin altında kirada olan dükkânı boşalttı. Dükkâna önce masalar sandalyeler geldi. Sonra oraya bir mutfak yaptırıldı. Tabi bu durum o zaman çok dedikodu konusu oldu. Herkes imamın o dükkânı bir tanıdığına lokanta olarak kiraya verdiğini düşündü. Sonra mahalleden bazı kadınların orayı temizlediğini gördük. Kimse bir anlam verememişti.
Bizim imam ilk cenazeye gittiğinde durumu anlamaya başladık. Ertesi gün bahsettiğimiz dükkanın camına "....... aşevi" diye bir tabela asıldı. Önceleri günde iki öğün çorba yapılıyordu. Şimdi günde iki öğün 3 çeşit yemek çıkıyor. Fakir, fukara, sokakta kalmış olanlar orada karnını doyuruyor. Evinden çıkamayan bakıma muhtaçların ve yaşlıların evlerine mahallenin gönüllü gençleri yemek servisi yapıyor. Önceleri birçok erzak satın alınırdı. Şimdi ise erzak için neredeyse hiç para harcanmıyor. Mahallenin fırıncıları biraraya gelmişler ve sıraya koymuşlar, ekmek ihtiyacını hergün bir fırın karşılıyor. Hali vakti yerinde olanlar etinden, sebzesine, kuru bakliyatına varıncaya kadar gönderiyor. Aş evinin erzak dolapları, soğutucuları ağzına kadar erzak dolu. Mahalledeki hayırsever kadınlar da mutfak işleri için bir program yapmışlar, sırayla geliyor, yemek ve temizlik işlerini yapıyorlar.
Uzun zamandır mahallemizde ne bir dilenci kaldı, ne de çöpten yiyecek arayan.
Evet, bu sistemi bizim imam kurdu. İlk başlarda gereken parayı cenaze sahiplerinin verdiği paralardan sağlamış,  böyle bir sistem kurmak için harcamış. Şimdi ise cenazelerden gelen paralar, yardıma muhtaç insanların zaruri ihtiyaçları için, fakir aile çocuklarının eğitim harcamaları için kullanılıyor. 
Yani bizim imam, ağaçlandırma fonunun yanısıra bir de sosyal yardımlaşma fonu oluşturmuş. Kimlere verildiğini biz bilmiyoruz tabi ama  bizim imam bir ihtiyar heyeti kurmuş, bütün bu işleri ihtiyaç sahiplerini rencide etmeden onlar yürütüyor. Artık bizim mahalleden kalkan cenazelerde çelenk görmüyoruz. İnsanlar da bu duruma alıştılar, yardımlaşma fonu hesabına para gönderiyorlar.
Mahallemizde inanılmaz değişimler oldu. Artık mahallemizde hırsızlık olmadığı gibi, kavga bile neredeyse hiç olmuyor. İnsanlar birbirine karşı daha saygılı ve güleryüzlü davranıyor. Bizim imam boş zamanlarında sürekli çarşıda pazarda. Cami cemaatinden miş, değilmiş, aleviymiş, sünniymiş, Türk’müş, Kürt’müş demeden herkesle sohbet edip, hâl hatır soruyor, dertlerini dinliyor, çare olmaya çalışıyor.
Şimdilerde bizim imam belediye ile görüşüyormuş. Bir arsa tahsisi olmazsa, arsa alıp üstüne bina yaptıracakmış. Aklımıza ilk gelen yatılı Kuran kursu oldu. Bizim imam, yatılı Kuran kursu yaptıracak diye düşündük, meğerse bizim imam evsizler için bir barınma yeri yaptırmayı planlıyormuş” derken; 
Sabah Ezanları okunuyormuş ki uykudan uyandım.
Mahmur gözlerle etrafıma bakındım ki, ne Bizim İmam var, ne Cami, ne aşevi. Meğer gördüklerim bir rüya imiş. 
Keşke bu rüya değil de, gerçek olsaydı, olabilseydi, dedim.
Keşke böyle bir İmam günümüzde olsaydı, olabilseydi, dedim. 
Ne bileyim, belki vardır da bizler bilmiyoruzdur.
Ne dersiniz? Varmıdır gerçekten?
 

Bu yazı toplam 686 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum