Ömer ERKAL

Ömer ERKAL

MEDENİYETİMİZİN HOŞ SÂDASI DİVAN ŞİİRİ

A+A-

Toplumumuzu ayakta tutan en büyük faktörlerden birincisi değerlerimizdir. Değer bir milletin öz benliğine ait özellikleridir. Kültür ise değerlerimizi oluşturur ve değerleri toplumda bir yasa gibi önümüze çıkartır. Toplumumuzda sözlü kültür etkin olmasına rağmen yazılı kültürün önemi de yadsınamaz büyüklüktedir. Yazılı kültür ise toplumsal değerlerimizi yine ayakta tutma için onların payidar kalabilmesi için başvurulan bir kültür çeşididir çünkü kendi öykülerimizi, tarihimizi veya şiirlerimiz kayıt altına alarak gelecek nesillere aktarma ve ondan ders çıkarma niteliğinde olmuştur. Şiir ise toplumumuzun benimsediği ve okumaktan zevk aldığı yazılı kültürün önemli temsilcilerinden biridir ve toplumumuzun hafızasını oluşturmaktadır.

      İnsanlığın varlığından itibaren yazılı kültür neredeyse yok denecek kadar az olduğundan o dönemde yaşamış diğer kavimler gibi Türklerde sözlü kültüre yönelmiş ve ezberlenmesi de kolay olduğu için destanlarını türkülerini anılarını nesir bir şekilde söylemeye başlamışlardır. Bu sebeptendir ki milletimiz edebiyatın diğer alanlarında özellikle 20. yy a kadar pek bir başarı elde edemese de şiir alanında en gelişmiş kavimlerden birisi haline gelmiştir ve ilerleyen zamanlarda kaliteli şairler çıkartarak çıtayı daha da üst noktalara getirmiştir. Şiirin şarkta daha gelişmiş olduğu genel kabuldür ve Türk şairler pek başarılı eserleri ile şarkın ünlü şairleri konumuna bile gelmiştir. Şairlerimizin en muhteşem dönemi diyebileceğimiz dönemde elbette ki divan edebiyatı dönemidir.

      Milletimizin estetik zevkinin doruk noktasını oluşturan yegane ürünler kuşkusuz bu dönemde verilmiştir. Bu dönemde edebiyatımız İslam medeniyetinin etkisi altında gelişmiştir. Arap ve Fars kültürünü harmanlayarak kendisine kullanabileceği geniş bir alan oluşturmuştur. 

      Divan şairleri hem kendilerine has üslupları ve şiir sesleri ile kimi zaman sultanlara hocalık kimi zamanda halka hocalık yapmışlardır. Yazdıkları ile bazen yanlış anlaşıldığı için idam edilmişlerdir, bazen de çok ilgi görmüşlerdir. Divan şairleri başlıca şunlardır; Nedim, Baki, Nabi, Şeyh Galib, Hoca Dehhani, Fuzuli, Ahmedi, üstelik Osmanlı padişahlarının şiirleri ayrıca  mahlasları da vardır. Örneğin; Fatih Sultan Mehmet (Avni), Kanuni Sultan Süleyman(Muhibbi),Yavuz Sultan Selim (Selimi),  III.Selim (İlhami)  ve bunun gibi birçok şair sultan vardır.

    Bu sözlerin üzerine divan şairlerini yetiştirmiş bir milletin çocukları olarak hüzün duymaya başlıyorsunuz. Belki de edebiyat tarihindeki en kaliteli eserleri veren millete mensupsunuz ve en acınası olan da bu şiirlerin hiçbirisini bilmiyorsunuz ve tarihi sorgulamaya başlıyorsunuz. Özellikle 18. Yüzyılın ortalarından sonra milletimizde tuhaf bir şekilde Batı’ya hayranlık başlamıştır. Bu hayranlık ile birlikte divan şiirine olan ilgi azalmıştır ve kendi insanımız batıdakilere uyarak, bir övgü kaynağımız olan, divan edebiyatını kötülemeye başlamıştır. Bu kötülemeler sonucunda koskoca divan edebiyatını yetim bırakarak, batı’nın görüşlerini ve estetik tarzını benimsemeye başladık.     

Bu yazı toplam 572 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.