• Bilecik26 °C

MEHMET ERDEM / Yazı İşleri Müdürü

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MEHMET ERDEM / Yazı İşleri Müdürü

İKTİDAR - MUHALEFET

22 Kasım 2016 Salı 16:36

Türkiye çok partili siyasi hayata 1946 yılında geçti. 7 Ocak 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, 21 Temmuz 1946 yılında yapılan Milletvekili Genel Seçimlerinde 66 Milletvekili ile parlamentoda muhalefet partisi olarak yerini aldı.

1946 yılından bu tarafa, Türkiye’de İktidar Muhalefet ilişkileri daima sancılı yürümüştür. Muhalefet partileri sadece eleştirmiş, alternatif politikalar üretememiş ve iktidarın belirlemiş olduğu gündemlerin peşine takılıp gitmişlerdir.

Oysa, her rejimde iktidar vardır, fakat sadece Demokrasilerde muhalefet vardır. Muhalefetin görevleri iktidar kadar önemli, hatta bazen iktidardan daha da önemlidir. Muhalefet denetleme görevini yapar. İktidarın eksiklerini, yapmadıklarını ve yapamadıklarını ortaya koyar. Bunları yaparken de kendi alternatif politikalarını geliştirir ve bunları halka sunar. Bizde, Yani Türk siyasetinde bu iş biraz geri kalmıştır. Muhalefet etmek sadece eleştirmek manasından anlaşıldığı için, muhalefet hep eleştirir, kendi politikalarını üretemez. İktidarın belirlediği gündem dâhilinde siyaset yapmaya çalışır. Oysa ki, iktidara gelebilmek için halka somut vaatlerde bulunmak, kendi politikalarını iyi anlatmak, ülke yönetiminde tıkanan süreçlerin hangi yollarla aşılacağını iyi belirlemek lazımdır. İktidarın yapmış olduğu iyi işleri görmezden gelerek, yapılanları bir kenara bırakarak yapılan eleştirilere halk inanmamaktadır. Muhalefet, iktidarın yapmış olduğu iyi işleri destekleyip, onlara teşekkür ederek, eksik yönlerini ortaya koyacağı yerde, sadece eleştiri mekanizmasını kullanınca, halktan da gerekli ilgiyi görmemektedir.

İktidarların görevleri ise ülkeyi en iyi şekilde yönetmek, halkını refaha ve huzura kavuşturmaktır. İktidara gelen, özellikle tek başına iktidar olan siyasi partiler de zaman zaman yapacakları işleri muhalefet ile istişare etmelidirler. Fakat ülkemizde bu siyasi gelenek te gelişmediğinden, özellikle tek başına iktidara gelenler, parlamentoda çoğunluğa sahip olanlar, “BEN YAPTIM OLDU” mantığı ile hareket ederek, eğrisini doğrusunu hesaplamadan bazen çok kötü işlere de imza atabiliyorlar. Hele ki, iktidarda uzun yıllar kalınca, iktidar sarhoşluğuna uğrayanlar, hep benim dediğim olacak, ben en iyisini bilirim, ben ne yaparsam doğrudur mantığı ile gittiklerinden, zamanla yıpranıp iktidardan düşüveriyorlar. Bilhassa, çok uzun süreler muhalefet olmadan iktidara gelen siyasi partilerde, bu sarhoşluk belirli zaman sonra kendini gösteriyor, iktidar partisinin mensupları en küçük bir eleştiriyi bile hazmedemez hale geliyorlar. Gücün tamamen kendisinde olduğunu varsayarak, her şeye hükmetmeye, her yaptıklarının doğru olduğuna kanaat getiriyorlar ki, tehlike de burada başlıyor. Milli iradeden bahsedip, milli iradenin sesine kulak vermemeler, Hukuk ve Adaletten bahsedip, Adaletsizliğe prim tanımalar, basın özgürlüğünden dem vurup, basını baskı altına almaya çalışmalar.

Oysa Demokrasi en güzel yönetim şekli. İktidar iktidarlığını, muhalefet muhalefetliğini bildikten sonra.     

Bu yazı toplam 817 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
2. MANŞET
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Osmaneli Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 228 461 54 65 | Haber Yazılımı: CM Bilişim